FONKSİYONEL GIDA NEDİR ?

İlk olarak 1991 yılında Japonya sağlık bakanlığı tarafından desteklenen ‘Belli sağlık durumu için kullanılan gıdalar’ başlığı altındaki girişim sayesinde hayatımıza giren fonksiyonel gıdalar 2007 yılından FAO tarafından ‘Kronik hastalıkların riskini azaltma potansiyeli taşıyan ve günlük beslenmenin bir parçası olarak tüketilebilen gıdalar’ olarak tanımlanmıştır [1]. Bir gıdanın fonksiyonel gıda sayılabilmesi için gerekli bazı şartlar şöyledir ;

  • Doğal bir gıda olmalı.

  • Gıdanın en az bir bileşeni yapısı değiştirilmiş olmalı.

  • Gıdaya sağlığa yararlı, bir fonksiyonel bozukluğun riskini azaltabilecek bir bileşen eklenmiş veya gıdadan sağlığa zararlı bir bileşen uzaklaştırılmış olmalı [2].

Klinik doktorları ve bilim insanları yıllardır hastalıkları önlemenin onları tedavi etmekten daha kolay olduğunun altını çizerler. Fonksiyonel gıda bir besin takviyesi veya ilaç değildir ancak doktorların vurguladığı hastalığı önleme meselesinde yardımımıza koşarlar. Fonksiyonel gıdalar işlevlerine göre; vitamin ve mineralce zenginleştirilmiş gıdalar , yüksek diyet lifi içeren gıdalar , ekstra antioksidan içeren gıdalar, prebiyotik veya probiyotik takviyeli gıdalar şeklinde olabilir.


Şekil-1 : Fonksiyonel Gıdalar [5]


Çocuklarda iskelet sisteminin gelişmesinden yetişkinlerde sindirim sisteminin desteklenmesine kadar pek çok alanda karşımıza çıkan fonksiyonel gıda gruplarının bazıları şunlardır :


PREBİYOTİKLER :


Kalın bağırsakta yaşayan, sindirim ve bağışıklık sistemimiz için hayati roller oynayan yararlı bakterilerin gelişimini destekleyen ve zararlı olanlarının gelişmesini engelleyen gıda bileşenleridir [3]. Bağırsaklarımızdaki mikrobiyom son yıllarda bilim dünyasının çok fazla üzerinde durduğu bir konudur. Son çalışmalar ışığında bağırsak sağlığımızın beyin de dahil tüm vücut sağlığımız için çok önemli olduğunu söyleyebiliriz (şekil-2) . Buradan çıkarılacağı üzere içerisine prebiyotik eklenmiş gıdalar sayesinde bağırsak sağlığımızı dolayısıyla da neredeyse tüm vücudumuzun sağlığını koruyabiliriz.


PROBİYOTİKLER :


Asidik koşullar ve normal insan sindirim enzimlerine karşı dirençli canlı organizmalardır [4]. Probiyotikler salgıladıkları bileşenleri 10. kranial siniri olan vagus siniri aracılığı ile beyne gönderebilmekte ve bu sayede pek çok hormonun salgılanmasına zemin oluşturmaktadır. Hormonların vücut iç dengesi için ne kadar önemli olduğunu düşünecek olursak probiyotiklerin ve probiyotiklerce zenginleştirilmiş gıdaların önemini daha iyi anlayabiliriz.


ANTİOKSİDANLAR :


Antioksidanlar, vücutta pek çok hasara sebep olan serbest radikalleri nötralize etmekle görevli bileşenlerdir. Serbest radikallerin sebebiyet verdiği oksidatif stresi önler ve hücre içinde gerçekleşebilecek hatta kontrolsüz hücre ölümlerine sebep olabilecek hasarları engellerler. Bu sebeple, ekstra antioksidan içeren gıdalar pek çok kanser türünün engellenmesinden tutun yaşlanmayı yavaşlatmaya kadar birçok alanda yararlı olacaktır.

Şekil-2 : Beyin-Bağırsak ilişkisi [6].


Son yıllarda bitkisel ağırlıklı beslenme trendleriyle daha sık karşılaşıyoruz. Bu durum önümüzdeki yıllarda artarak devam edecek gibi gözüküyor çünkü gıdanın geleceği konusunu ele aldığımızda bitkisel bazlı proteinler ve bitkisel diyet lifleri hem daha kolay bulunması hem de karbon ayak izini azaltarak daha sürdürülebilir bir döngü sağlaması açısından hayvansal gıdalardan daha avantajlıdır. Fonksiyonel gıdalarda da sıkça bitki bazlı bileşenler kullanılmaktadır. Marketlerde, içerisinde soya proteini veya soya lifi bulunan fonksiyonel protein barlar, süt ve süt ürünleri görmüşsünüzdür. Soya, sektörde çok sık kullanılan bir gıdadır. İçerisinde bulunan proteaz inhibitörleri,fitosteroller,saponinler ve fenolik asitler gibi çok sayıda antikanserojenik madde ile total kolestrerolün %9.3’ünü, LDL kolesterolün %12.9’unu, trigliseritlerin %10.5’ini düşürebilmektedir [7].


Sıkça kullanılan bir diğer bitkisel besin ise keten tohumudur. Keten tohumu yapısında çok yüksek omega-3 yağ asidi bulundurması bakımından hayvansal bir gıda olan balıklara alternatif oluşturmaktadır. Ayrıca Östrojen kaynaklı meme kanseri riskini azaltmakta ve LDL kolesterolü düşürmekte yüksek başarısı kanıtlanmıştır [7]. Çay çeşitleri de fonksiyonel gıda sektöründe çokça karşımıza çıkmaktadır. Yapısında bulunan polifenolik bileşenler güçlü antioksidan yapılar olup kanser riskini azaltmaktadır. Son yıllarda raflarda daha sık görmeye başladığımız gıdalardan yulaf ve yulaf kepeğinin Yapısındaki beta glukan serum kolesterol düzeyini %5 düşürmektedir. Ayrıca bulundurdukları çözünmeyen diyet lifleri sayesinde sindirim sistemini de desteklerler [7]. Bunların yanı sıra fonksiyonel gıdalarda sıkça karşılaştığımız bir diğer bileşen C vitaminidir. C vitamini, hepimizin bildiği bağışıklık sistemi destekleyici özelliğinin yanında yapısındaki askorbik asit sebebiyle kuvvetli bir antioksidandır.


Gıdalar tarihin başından beri şifa kaynağı olarak ilaçların yapımında kullanılmaktadır. Ama gıdaların tek gücü ilaç yapımında kullanılabilmeleri değildir. Gıdalar hastalıkları ortaya çıkmadan engelleyebilecek olan yegane kaynaklardır. Son yıllarda bu bilincin artması fonksiyonel gıdalara olan talebi arttırmıştır. Bu alanda devlet tarafından desteklenmiş en bilinen proje ‘iyotça zenginleştirilmiş tuz’ projesidir. Bu tuzun kullanımının yaygınlaştırılması ile iyot eksikliğinden kaynaklanan tiroid kanseri ve guatr gibi hastalıkların toplumdaki oranının düşmesi hedeflenmektedir. Toplam protein ihtiyacının dahi en büyük kısmını ekmekten alacak kadar çok ekmek tüketen bir topluma sahipken, ‘proteince zenginleştirilmiş ekmek’lerin halkın kolayca ulaşabildiği konuma ulaştığı bir senaryoda toplum sağlığındaki iyileşme kısa zamanda gözle görülecektir. Bu noktada gıda mühendisleri, biyomühendisler, moleküler biyologlar ve biyologlara çok iş düşmektedir.


KAYNAKÇA :

  1. Schmidl,M.K.,&Labuza,T.P (2000).Essential so ffunctional foods. Springer Science & BusinessMedia

  2. Das,L.,Bhaumik,E.,Raychaudhuri,U.,&Chakraborty,R.(2012). Role of nutraceuticals in humanhealth. Journal of food science and technology, 49(2),173-183

  3. Gibson,G.R.,&Roberfroid,M.(Eds.).(2008).Handbook of prebiotics. CRCPress.

  4. Duncan,A.,Dunn,H.,Vella,M.,&Stratton,M (2012). Functional foods for healthy aging: A tool kit for Registered Dietitians.

  5. Kümeli Taylan, Fonksiyonel Besinler 27 Eylül 2020, Erişim adresi : https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/iste-fonksiyonel-besinler-1769101, Erişim tarihi: 04.02.2022

  6. ‘The Mind-Gut Connection – How Your Gut Microbiome Controls Your Behavior’, Erişim adresi: https://www.viome.com/blog/mind-gut-connection-how-your-gut-microbiome-controls-your-behavior, Erişim tarihi: 04.02.2022

  7. GÜVEN, A., & GÜLMEZ, M. (2006). Fonksiyonel gıdalar ve sağlıkla ilişkisi. Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi, 12(1), 91-96.

8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör