Hatalı Hücre Çoğalması: Kanser

Yaşam ve ölüm için hücrelerimizin çoğalması ve gelişmesi gerekmektedir. Vücudumuzdaki hücreler her zaman belirli bir düzende çoğalmayabilir. Bu yanlış çoğalmanın adına “kanser” adını vermekteyiz. Hücre replikasyonu sırasında oluşan bir hata veya DNA bazlarının yanlış eşleşmesi sonucu hücreler düzeni bozarak yanlış çoğalmalar yapar. Hücre döngüsü sırasında siklin proteinleri ve siklin bağımlı kinazlar tarafından fark edilmeyen hatalar kanser oluşumunda etkili olmaktadır[1].

Şekil 1: Kanser hücresi illüstrasyonu[2].


Kanserin, tahmini olarak M.Ö. 3000’lerde ortaya çıktığı düşünülmektedir[3]. O dönemlerden şimdiye kadar birçok organımızın kansere yakalanabileceğini bilmekteyiz. Bu organlardan en önemli ve en hayati olanlarıysa lenf, meme, akciğer, karaciğer, mide, pankreas ve kolon olarak sıralanabilir. 2018 yılındaki istatistiklere bakıldığında Dünya’da yaygın olarak sırasıyla akciğer, meme ve kolon kanserleri öne çıkmaktadır[3].


Kanser biyokimyasına baktığımızda, tüm kanserlerin yaklaşık %10-15’sinin kalıtımsal olarak; diğer yüzdelik dilimin ise çevresel faktörlerin etkisi altında oluştuğunu görebiliriz. Bu çevresel faktörler DNA’nın mutajenlerle etkileşimi, hücre DNA’sında oluşabilecek küçük değişiklikler ve hücre replikasyonu sırasında oluşabilecek hatalar şeklinde sıralanabilir. Bu faktörler radyasyon, yanlış beslenme veya kimyasal maddeler nedeniyle oluşmaktadır. Sigara, alkol, kömür tozu, benzen, naftalin gibi maddeler de kansere neden olabilmektedir. Diğer yandan, meme kanseri ve lösemi alanında yapılan çalışmalarda bu kanserlerin kalıtımsal olarak aktarıldığı tespit edilmiştir[1]. Kansere neden olan etmen ne olursa olsun, genetik materyalde bir değişim olur ve bu değişim insanları öldürebilecek kadar hayatidir.


Kanser hücrelerinin çoğalması ilaç tedavisi ve kemoterapi ile durdurulmaktadır. Eğer kanser hücresi metastaz (hastalığın başka organlara sıçraması, yayılması) yaparsa tekrar kanser olmak kaçınılmazdır. Bu durumlarda yeniden kemoterapi ve yoğun bir ilaç tedavisi yapılmaktadır.

Erken tanı kanserde en önemli noktalardan biridir. Erken tanı sayesinde yanlış çoğalan hücreler doku oluşturamadan fark edilir ve gerekli tedavilerle öldürülür. Geç evrelerde anlaşılan kanserli hücrelerin öldürülmesi daha zor olmaktadır. Bu durumlarda hastanın hayatı riske atılmadan hastalıklı doku veya organ vücuttan alınmaktadır.


Hastalık sürecinde; hastanın moralinin yüksek tutulması, vücutta salgılanan serotonin hormonunun artmasına ve böylece hastanın kendi kendine kanserli hücrelerini öldürmesine neden olmaktadır. Ayrıca hastanın stresten uzak durması, zararlı alışkanlıklarını bırakması da tedavi sürecinde önemli rol oynamaktadır.

KAYNAKLAR:

[1] Beran YOKUŞ, Dilek Ülker ÇAKIR. Kanser Biyokimyası. Dicle Üniv. Vet. Fak. Derg. 2012: 1(2): 7

[2] https://sinirbilim.org/kanser-hucreleri/

[3]https://www.hastane.deu.edu.tr/index.php/kurumsal.html?id=1992#:~:text=Tarihsel%20olarak%20ilk%20defa%20M,bir%20halk%20sa%C4%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fma%20alan%C4%B1d%C4%B1r.

32 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

NÜKLEER TIP